VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN
  ALİ KEMAL
 
Ali Kemal (1869-1922), İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde İttihat ve Terakki karşıtı görüşleriyle tanınmış liberal Osmanlı yazar, gazeteci ve siyaset adamı. Damat Ferit Paşa hükümetlerinde Maarif ve Dahiliye nazırlığı yapmış, bu esnada Milli Mücadele aleyhine sert tutumlar göstermiştir. Kurtuluş Savaşı'nın zaferinden sonra İstanbul'da tutuklanarak İzmit'te Nurettin Paşa'ya bağlı askeri birliklerce linç edilmiştir.[1] Ermeni yanlısı olarak görülen bazı yazılarından dolayı düşmanlarınca 'Artin Kemal' şeklinde adlandırılır.1867 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı Ali Rıza'dır. Babası Kumcular esnafına kahyalık yapan Hacı Ahmed Rıza idi. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'ne girdi. Dört yıllık dönemin son yılında buradan ayrılarak Fransızca'sını ilerletmek amacıyla 1886'da Paris'e gitti. Ertesi yıl Fransa'dan Cenevre'ye geçti ve 1888'de İstanbul'a döndü. Yeniden Mülkiye Mektebi'ne başladı ve okulun son sınıfına geldiği sırada, tahrikçiliği yüzünden Temmuz 1889'da Halep'e sürgün edildi. Orada kaldığı yıllarda Halep İdadi si'nde Türk Dili ve Osmanlı Edebiyatı hocalığı yaptı. Halep'teki durgun hayata fazla dayanamadı ve önce İstanbul'a döndü ve başka bir yere sürüleceğini anlayınca Jön Türkler in bir çeşit karargahı haline gelmiş bulunan Paris'e tekrar gitti (1894). Jön Türkler ile 2. Abdülhamit arabulucu bir çizgi izlemeye çalıştı. Bu arabuluculuk rolünü hafiyelik noktasına vardırdığı sonradan ortaya çıkmıştır. Bir yandan da gazetecilik yapıyor, İstanbul'daki İkdam gazetesine Paris izlenimlerini anlatan yazılar ve çeviriler gönderiyor, bir yandan da Siyasal Bilgiler okuyordu. İkdam'da kendi röportajlarıymış gibi kaleme alınmış pek çok yazının Fransız basınından çeviriden ibaret olduğunu sonradan Hüseyin Cahit tarafından ortaya çıkarılmış, ve bu hadise ikisi arasında Ali Kemal'in ömrünün sonuna kadar sürecek bir polemiğin başlamasına neden olmuştur. Jön Türklerle ilgili çabalarının karşılığını bağışlanmak ve 1897'de Brüksel Elçiliğinde ikinci katipliğe atanmak suretiyle aldı. Ne var ki, huzursuzluk burada da yakasını bırakmadı. İttihatçılardan çekindiği için İstanbul'a dönmedi. 1899'da Siyasal Bilgiler diplomasını alması sonrasında, II. Meşrutiyet'in ilanına kadar Mısır ve Londra'da yaşadı. Bu dönemde bir İngiliz hanımla evlendi. II. Meşrutiyet'in ilanından bir gün önce İstanbul'a döndü. Döner dönmez yeni eleştiri hedefini İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak belirledi ve İkdam gazetesinde Cemiyet'e karşı ağır eleştiriler içeren başyazılar yazmaya başladı. Bir yandan da Darülfunun'da Edebiyat Fakültesi'nde siyasi tarih dersleri veriyordu. Ali Kemal'in akıbetini hazırlayan gerçek kişiliği bu dönemde ortaya çıkmıştır. Hemen bütün çevresiyle sürekli kavga halindeydi. Sınıfta öğrencilere Fransa'daki siyasal liberalizmi hararetle övüyor, kendisiyle aynı fikirde olmayan kişilere şiddetle saldırıyor, gençlerin öfkesini bunlara yöneltmeye çalışıyordu. Ali Kemal'in tahrikleri 31 Mart Olayı ile zirvesine ulaştı. Kışkırttığı öğrencileri Babıali Yürüyüşü olarak anılan hadiseye sebebiyet verdiler. Gelişmelerin 31 Mart ayaklanmasına dönüşmesi üzerine olayları bastırmak üzere Selanik'ten gönderilen Hareket Ordusu İstanbul'a gireceği sırada Ali Kemal yeniden Paris'e kaçmak zorunda kaldı (1909). Bu arada Mülkiye'deki görevine son verilmişti. Ali Kemal İngiliz Muhipler Cemiyetini kuranlardandır. Parti için Peyam gazetesini çıkarmaya, siyasi mücadelesini burada sürdürmeye başladı. Mülkiyedeki hocalığı da geri verilmişti. I. Dünya Savaşı'nın başladığı sıralarda gazetesini kapatmak zorunda kaldı. 23 Ocak 1913'te İttihat ve Terakki'nin gerçekleştirdiği askeri darbe olan Babıali Baskınından sonra tutuklandı. Serbest bırakılınca Viyana'ya gitti. I. Dünya Savaşı bitmeden Türkiye'ye döndü, fakat herhangi bir siyasi faaliyette bulunmadı. Bu tutumu İttihat ve Terakki liderlerinin bir Alman denizaltısına binip Türkiye'den kaçışına kadar sürdü (1918). 14 Ocak 1919'da yeniden faaliyete geçen Hürriyet ve İtilaf Fırkası'nın ilk kurucu ve yöneticileri arasında yer aldı. Parti için Peyam gazetesini çıkarmaya, siyasi mücadelesini burada sürdürmeye başladı. [4 Mart] 1919'da işbaşına gelen Damat Ferit Paşa hükümetinde Maarif Nazırlığı (Eğitim Bakanlığı); 15/16 Mayıs 1919'da önce istifa eden ve hemen sonra yeniden kurulan ikinci Damat Ferit Paşa hükümetinde ise Dahiliye Nazırlığı görevini üstlendi. 26 Haziran 1919'da görevinden istifa etti. Hem bakanlık görevi sırasında hem de daha sonra (Peyam ve Sabah gazetelerinin birleştirilmesiyle kurulmuş) Peyam-ı Sabah gazetesinin başyazarlığını yaptı. Yazılarında Mustafa Kemal Paşa'nın başlattığı Anadolu hareketini de İttihat ve Terakki gerçekleştirdiği bir başka macera olarak tanımlayıp, şiddetle karşı çıktı ve bu karşıtlık ağza alınmayacak hakaretler seviyesine vardı. Mustafa Kemal'in ordudan azlini sağladı. 4 Kasım 1922 günü, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu birkaç kişi Ali Kemal'i Tokatlıyan Otelinde gittiği berber dükkanından kaçırarak İstiklal Mahkemesi'ne çıkarılmak üzere Ankara'ya götüreceklerini bildirdiler. Gerçekte ise Ali Kemal, İzmit'te bölge kumandanı Sakallı Nurettin Paşa'ya teslim edildi. Nurettin Paşa ile görüştükten sonra dışarı çıkarken kumandanlık karargahı önünde bekleyen "genç subaylar" tarafından linç edildi (6 Kasım 1922). Kafası çekiçlerle ve taşlarla kırılarak katledildiAli Kemal gazeteciliğinin yanısıra çeviriler de yapmış, "Ömrüm" adıyla yazdığı anılarını 1914'de Peyam-ı Edebi'de (22 tefrika olarak), sonra da Peyam-ı Sabah'ta (32 tefrika) yayınlamıştır. Ömrüm, 1985 yılında Ali Kemal'in ikinci eşinden oğlu olan ve Türkiye'nin Bern, Londra ve Madrid büyükelçiliklerini yapmış (ve karısı 1978'de Madrid'de ASALA tarafından öldürülen) Zeki Kuneralp tarafından kitap halinde yayınlandı. Bu kitapta, "Ömrüm Sonrası" başlıklı bir bölüm ve bazı ekler de bulunmaktadır. (Ali Kemal: Ömrüm (Yayına hazırlayan Zeki Kuneralp), İsis Yayıncılık, İstanbul, 1985) Dışişleri Bakanlığı'nda AB Genel Müdür Yardımcılığı yapan (ve o dönemde AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi olan Karen Fogg ile ilginç yazışmaları ile gündeme gelen) Selim Kuneralp, Ali Kemal'in torunudur. Selim Kuneralp Stokholm Büyükelçiliği ve Seul Büyükeçliği'inden sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Ali Kemal'in ilk eşi olan İngiliz hanımından olan öz torunu Stanley Johnson'ın oğlu olan Boris Johnson İngiliz Muhafazakar Parti parlamenteri olup, bir dönem 'The Spectator' dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmış ve 1 Mayıs 2008 tarihinde Muhafazakar Parti adayı olarak Londra belediye başkanlığı seçimini kazanmıştır.[2] Son olarak, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin meslek şehidi gazeteciler listesi içinde yer almasıyla, 'şehit' sayılıp sayılamayacağına dönük tartışmaların alevlenmesiyle, Ali Kemal'in gündemdeki yerini 80 yıl sonra hala koruduğu görülmektedir.




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
  bugün 1 ziyaretçi (37 klik) kişi burdaydı! designer by MUHAMMED HAK RESUL ALBAYRAK  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=