VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN
  MAZLUM MİLLET
 
Bu mazlum ama vakur millet Hasan Celal Güzel 15/01/2006 (4117 kişi okudu) Sevgili okuyucularım, 'bir kısım' aydınımızda, tedavisi kabil olmayan bir 'aşağılık kompleksi' vardır. Bunlar, Türk Milleti'nin ve Türkler'in aleyhinde olmayı marifet sayarlar. Onlara göre, bizim milletimiz, medeniyetten uzak, kültürünü başkalarından almış, câhil, barbar, vahşî ve zâlim bir millettir. Batılı müsteşriklerin ve peşin hükümlü haçlı tâifesinin dahi Türkler aleyhinde söylemediklerini, bu sözde aydınlar, dağarcıklarındaki yalan yanlış tarih kırıntılarıyla yazıp çizmekten kendilerini alamazlar. Bu şerefli millete ne kadar sövüp sayarlarsa, o kadar itibar kazandıklarını ve 'aydın' kabul edildiklerini zannederler. Ermenileri nasıl kestiğimizi(!) ballandıra ballandıra anlatmaya bayılırlar. "Ben Türküm" diyen milyonları ırkçılıkla itham eder; bölücülük yapan ırkçı Kürtçülere arka çıkarlar... Hey gidi şanlı Osmanlı! Biliyorum, bu yazımdan hiç hoşlanmayıp beni ırkçı, Turancı, faşist, gerici filân ilân edecekler. Umurumda bile değil! Ben bu aziz millete mensubiyetimle iftihar ediyorum. Nasıl etmeyeyim ki, bu millet, eski Yunan ve Roma, eski Mısır, Çin, Hint ve İran medeniyetleri gibi, tarihin en eski ve muhteşem medeniyetlerinden birini kurmuştur. M. Ö. 4000 yıllarına kadar inen Anav Kültürü'nde Proto-Türkler'in izleri vardır. Türkler, 6000 yıl boyunca beş kıtada, dünyanın en geniş coğrafyasında bulunmuşlar, asırlarca süren imparatorluklarıyla hüküm sürmüşlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzölçümü, etki alanları ile birlikte 17. asrın sonunda 24 milyon kilometrekareye ulaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun hâkimiyeti altındaki topraklarda bugün 45 ülke, nüfuzu ve etkisi altındaki topraklarda ise 31 ülke bulunmaktadır (Prof. Dr. Ramazan Özey). Daha da çarpıcı göstergelerle ifade edilirse, bugün Osmanlı Coğrafyası'nda 76 ülke ve devlet bulunmakta, bunların yüzölçümleri toplamının dünya geneline oranı yüzde 37,8; burada yaşayan nüfusun dünya nüfusuna oranı ise yüzde 40,1 olmaktadır. En önemlisi de, Prof. Dr Bernard Lewis'in kaydettiği gibi, "Osmanlı, hâkimiyeti altındaki her dinden ve milletten insanlar için tartışmasız bir mutluluk devridir." Kim zalim, kim mazlum? Prof. F. Braudel, Prof. Dr. Ömer Lütfü Barkan ve nüfus uzmanı Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'ın araştırmalarına göre, 16. asrın ortalarında dünya nüfusu 500 milyon civarında tesbit edilmiş ve Osmanlı Türkleri ile Türkistan'daki Türk nüfusu toplamının asgarî 40 milyon olduğu tahmin edilmiştir. Diğer bir deyişle, o tarihte dünya nüfusunun yüzde 8'inin Türk olduğu hesaplanmıştır. Buna mukabil, 21. asrın başında, Dünya Bankası verilerine göre dünya nüfusu 6 milyar 185 milyon iken, Türk nüfusu 180 milyon olmuş (Türkler, 21 cilt, 2002) yani beş asırda yüzde 8'den yüzde 2,9'a düşmüştür. Eğer 16. asırdaki oran muhafaza edilebilseydi, bugün dünyadaki Türk nüfusu 500 milyon civarında olacaktı. Demek ki, her fırsatta katliam yapmakla suçlanan Türkler, aslında dünyanın en büyük mazlumları ve mağdurları olmuşlar; mâruz kaldıkları asimilasyon, tehcir, katliam, etnik temizlik ve soykırımlar neticesinde zaman içerisinde gittikçe nisbî sayıları azalmıştır. Hangi birini sayalım? Türkler 16. asır öncesinde de büyük katliamlara uğramışlardır. Eski Çin'in Hun Türklerine uyguladığı soykırımları, İskender'in mezalimini, Bulgar Türklerinin asimilasyonunu, Moğollar'ın vahşî katliamlarını ve Haçlı Seferleri'nde katledilen milyonlarca mâsum Müslüman Türk'ü unutmak mümkün müdür? Şimdi bize medeniyet dersi vermeye yeltenen Avrupalıların Haçlı atalarının, Müslüman çocukların etlerini nasıl pişirip yediklerini, gene kendi tarihçileri itiraf ediyorlar. 16. asrın ortalarında, Karadeniz'in kuzeyindeki ve Orta Asya'daki Slav mezalimini artık kimse hatırlamıyor. Bu devirde Kazan Tatarları'nın büyük kısmı Ruslar tarafından soykırıma tâbi tutulmuşlardır. Rusya'nın Türkistan, Kafkasya ve Asya'nın kuzeyinde yaptığı zulümler neticesinde milyonlarca Türk ve Müslüman ortadan kaldırılmış ve asimile edilmiştir. 19. asrın ortalarında, Şeyh Şamil ile destanlaşan Kafkasya'da milyonlar katledilmiş ve sürgüne gönderilmiştir. Gene 19. asrın sonlarından itibaren Rus-Ermeni işbirliğiyle, Azerbaycan, Gürcistan ve Doğu Anadolu'da 3 milyon Türk tehcir edilmiş ve soykırıma mâruz kalmıştır. Komünistlerin ve Stalin'in jenositleri Revan'da 1918-1920 yılları arasında Ermeniler 565 bin Türk'ü etnik temizliğe tâbi tutarak katlettiler desem, birçoğunuz, "Acaba Revan da neresi ki?" diye sorarsınız. Revan (Erivan), Osmanlı'nın bugünkü Ermenistan topraklarını ve Nahcivan'ı içine alan bir eyaletidir. Bu rakam da, Ermeni ve Rus araştırmacıların yayınlanmış istatistiklerinden alınmıştır. Hitler'in ve Nazi Almanyası'nın yahudi soykırımı ne kadar insanlık dışıysa, Stalin'in ve Sovyetler'in jenositleri de o derece korkunç ve tüyler ürperticidir. Stalin'in, çoğunluğu Türk ve Müslüman olan 50 milyon insanı nasıl katlettiğini Soljenitsin 'i okurken dehşete kapılarak görürsünüz. Çarlık Rusyası teorisyenlerinden ilham alan Sovyet asimilasyon siyasetinin hedefinde daima Türk nüfusu bulunmuştur. Kırım'da bir gecede evlerinden alınarak hayvan vagonlarıyla sürgüne gönderilen 238 bin Kırım Türkü ile, 93 bin Kalmuk Türkü, 69 bin Karaçay Türkü, 91 bin Ahıska Türkü hakkındaki gerçekleri, artık Rus kaynakları da kabul ediyor. Bugün 300 binden fazla Ahıska Türkü, hâlâ vatansız sürünüp durmaktadır. Ah Rumeli! Ya 'Balkan Mezalimi'ne ne demeli? 90 yıl önce anavatanımızın bir parçası olan Rumeli'de en az 7 milyon Türk, savaşlar haricinde soykırıma mâruz kalmıştır. Daha dün denebilecek kadar kısa bir müddet önce, Kıbrıs'ta uygulanmak istenen etnik temizlik, Azerbaycan'daki Hocalı katliamı ve geçtiğimiz yıl yanıbaşımızda Telafer'de yapılan katliamı nasıl unutabilirsiniz? Türkiye'den sonra en fazla Türkün yaşadığı Doğu Türkistan'da uygulanan soykırımdan haberiniz var mı? Bugün Doğu Türkistan'da Müslüman Türkler nükleer denemelerde kobay olarak kullanılıyor; mecburî kollektif kürtajla bebekler katlediliyor; onbinlerce genç çalışma kamplarında işkenceye mâruz kalıyor ve hürriyet isteyen herkes yargısız idam ediliyor. Kin değil tarih şuuru Allah aşkına, bütün bu zulüm karşısında bu aydın geçinenler bir tek lâf ettiler mi, tek satır yazdılar mı, söyler misiniz? Varsa yoksa Ermeni soykırımı iftirası ve peşmerge hayranlığı... Niyetimiz kin ve intikam hislerini tahrik etmek değil, genç nesillere tarih şuuru kazandırarak bilgilendirmektir. Bu mazlum lâkin vakur millet, kendisine yapılan zulüm ve haksızlıkları affetmiş; bütün insanlığa dostluk ve barış elini uzatmıştır. Hasan Celal Güzel arşivi - Diger Yazarlar




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:
 
  bugün 1 ziyaretçi (54 klik) kişi burdaydı! designer by MUHAMMED HAK RESUL ALBAYRAK  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=